LEXIST

SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİNİN İHLALİ KARARI ANAYASA MAHKEMESİ-2020/34667

Print Friendly, PDF & Email

Anayasa Mahkemesi’nin, 2020/34667 sayılı ve 3 Ekim 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile “deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması, düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hakimlikçe değerlendirmeye bile alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki “silahların eşitliği” ilkesinin ihlal edildiğine.” karar verildi.

  1. YARGILAMA SÜRECİ VE BAŞVURU KONUSU

Başvurucu, Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan kontrollerde kandaki alkol miktarını belirleyen cihazı kullanmayı kabul etmediği iddiasıyla 3.804 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun sürücü belgesine iki yıl süreyle el konulmuştur.

Başvurucu, idari para cezasına karşı Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde trafik denetimi sırasında aracının durdurulduğunu ve trafik ekiplerince alkol ölçüm cihazını üflemesinin istendiğini, bu cihaza üç kez üflemesine rağmen cihazın ölçüm yapamadığını, ölçüm cihazında bir hata olduğunu, aynı zamanda alkollü olmadığını görevlilere bildirmesine rağmen kendisine idari para cezası uygulandığını belirtmiştir.

Hâkimlik 15/5/2020 tarihli kararla itirazı reddetmiştir. Hâkimlik; başvurucunun itiraz dilekçesi ile ileri sürdüğü beyanların yerinde görülmediği, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı’ndaki tespite karşı yeterli ve geçerli belge sunulmadığı, İdari Para Cezası Karar Tutanağı ve Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağı’nın hukuka uygun olduğu, dilekçe ekinde ibraz edilen belgelerin trafik kural ihlalinin aksini ispatlar nitelikte bulunmadığı ve Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı’nın resmî evrak niteliği taşıdığı gerekçeleriyle itirazı reddetmiştir.

  1. DEĞERLENDİRME

Başvurucu, Hâkimliğin delilleri incelemeden, dosya üzerinden ve kolluk tutanağını mutlak doğru kabul ederek karar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre Hâkimliğin kolluk tutanağıyla bağlı kalması ve bu şekilde ispat yükünün ters çevrilmesi hukuk devleti ilkesini zedelemektedir. Başvurucu, aksi düşüncenin kabulünün silahların eşitliği ilkesini ihlal edeceğini ileri sürmüş; polis tutanağının aksini ortaya koyacak belgelerin ve kamera kayıtlarının Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığından yakınmıştır. Başvuru, masumiyet karinesi ışığında silahların eşitliği ilkesi kapsamında incelenmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması hususuyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesine ilişkin ilgili hukuka ve genel ilkelere Gurbet Çoban (B. No: 2019/38857, 17/11/2021, §§ 17-39) kararında yer vermiştir. Buna göre Mahkemeden başvurucunun iddia ve itirazlarını dikkate alması, bunları ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılaması, bu iddialarda da yeterli ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenmektedir. İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanları tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesi olmakla birlikte idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hâkimin değinilen karineyi uygulaması bu davanın açılmasını anlamsız hâle getirecektir. İdare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların eşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama söz konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilecektir (Gurbet Çoban, § 44).

Başvurucuya isnat edilen alkol ölçüm cihazını kullanmayı kabul etmeme eylemi, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanağa dayanılarak delillendirilmiştir. Hâkimlik de itirazı reddederken aksi sabit oluncaya kadar geçerli Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı’nın aksine yeterli ve geçerli belge sunulmadığına vurgu yapmıştır. Başvurucu ise bu tutanağın gerçekliğiyle çelişen, güvenilirliğine şüphe düşüren çeşitli iddialar öne sürmüştür. Ancak Hâkimlik bu iddiaları değerlendirmeksizin başvurucunun tutanağın aksini ispatlayacak delil gösteremediği sonucuna ulaşmıştır. Hâkimliğin bu değerlendirmesi ispat yükünü ters çevirecek mahiyettedir. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgili yargılamalarda bile mahkemelerin fiilî ve hukuki karinelere dayanmasını bütünüyle yasaklamamaktadır. Ancak suç isnadına ilişkin bir yargılamada karinenin adil yargılama hakkını ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olarak suçlu ilan edilmemesi, bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir nitelikte olması ve başvurucunun karinenin aksini ispatlama gayesiyle yaptığı açıklama ve sunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle ele alındığının gösterilmiş olması gerekir (Gurbet Çoban, § 47).

Olayda başvurucunun ileri sürdüğü argümanların ilgisiz olmadığı görülmüştür. Bu manada başvurucunun kolluk görevlilerince alkol ölçüm cihazı ile ölçüm yapılmak istenmesine rağmen ölçüm yapılmasına izin vermediği olgusunu kabul etmediğinin altını çizmek gerekir. Nitekim başvurucu, cihaza üç defa üflemesine rağmen cihazın ölçüm yapmadığını, alkol ölçüm cihazının bozuk ya da kalibrasyonunda sorun olabileceğini, cihaz ölçüm yapmayınca sinirleri bozulup gülmesi nedeniyle kolluk görevlilerince cihazı kullanmayı kabul etmediği yönünde tutanak tutulduğunu iddia etmiştir. Hâkimliğin başvurucunun anılan iddiasıyla ilgili olarak bir değerlendirme yapmamasının maddi olayın tespiti bakımından bir eksiklik olduğu vurgulanmalıdır. Ayrıca başvurucunun olay saatinden 36 dakika sonra hastanede yapılan alkol ölçümünde alkollü olmadığının anlaşıldığı da gözetildiğinde başvurucunun belirtilen iddialarının tutanağın içeriğinin gerçekliğine ve itibar edilebilirliğine gölge düşürecek ve Hâkimliğin açık yanıt vermesini gerektirecek mahiyette olduğu değerlendirilmiştir. Bu koşullarda Hâkimliğin olayın gerçekleşme koşullarıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri dağıtmak için tutanak mümzilerini ve varsa diğer olay tanıklarını dinlemesi, eğer temin edilebiliyorsa kamera kayıtlarını değerlendirmesi, alkol ölçüm cihazının sağlamlığı ve kalibrasyonu hakkında araştırma yapması oldukça etkili olacakken Hâkimliğin bu yönde bir adım atmadığı görülmüştür.

  1. SONUÇ

Kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hâkimlikçe değerlendirmeye bile alınmaması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak kabahatli hâle getirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de Hâkimliğin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür. Bu durumda başvurucunun itirazının kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarak reddedilmesinin başvurucunun savunmalarının hiç irdelenmediği gözetildiğinde silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi kararı için linke tıklayınız:

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2020/34667

Daha Fazla Bilgi İçin

Kurucu Ortak

Stajyer Avukat

En Yeni Haberler